(2)Mustafa
Kemal ATATÜRK Milleti şöyle tanımlıyor: "Bir milletin diğer
milletlere oranla doğal veya sonradan kazanılmış özel
karakterler sahibi olması, diğer milletlerden farklı bir
yaşayış göstermesi, çoğunlukla onlardan ayrı olarak, onlara
paralel bir gelişme içinde bulunmasına, millet ilkesi denir.
Bu ilkeye göre, her birey, her millet kendi hakkında iyi
niyet, topraklarına doğrudan doğruya, kayıtsız malik olmak
hakkına ve özgürlüğüne sahiptir."
Bu tanımdan
sonra milliyetçiliği çıkarmak kolaydır. Milliyetçi, belli bir
millete bağlı olduğunu kabullenir. Bu milletin diğerlerinden
ayrı özellikleri olduğunu bilir. Milliyetçi, kendi milletinin
diğerlerinden farklı olduğunu, ama onlarla birlikte gelişmesi
gerektiğini anlamıştır. Ve bu uğurda canla başla
çalışır.
Türk
milliyetçisini de aynı çerçeve içerisinde, kendi açımızdan
gösterebiliriz: Yukarıda niteliklerini belirttiğimiz millete
ait olma bilinci Türk milliyetçiliğinin temel şartıdır. Bu
"Millete ait olma" konusunda şöyle düşünülmelidir: İlk önce bu
yurt içinde yaşayan bir milletin bireyleriyiz; buradan siyasal
bir varlık kurup, birlikte yaşıyoruz ama "siyasal varlığımız
dışında başka ellerde, başka siyasal zümrelerle isteyerek veya
istemeyerek kader ortaklığı etmiş, bizimle dil, ırk, köken
birliğine sahip ve hatta yakın-uzak tarih ve ahlak yakınlığı
görülen Türk cemaatleri vardır. Tarihin bir olayının sonucu
olan bu durum Türk milleti için acı bir hatıradır, fakat Türk
milletinin tarihçe ve bilimce oluşumundaki soyluluğu,
dayanışmayı asla bozmaz". Öyle ise, yurdumuzun dışındaki
Türkler, ortak kökenimizin bir parçasıdır. Onlara da gereken
ilgi gösterilmelidir. Bu ilginin ölçüsü ise kültür ilişkileri
içerisindedir. Siyasal bir bütünlük amacı söz konusu olamaz.
| [Kıbrıs Türk
Milliyetçiliği] |
(1)Kıbrıs'a
milliyetçilik, milliyetçilik akımının 3 ana modelinden biri
olan "Batı Milliyetçiliğinin" Yunan ulus-devletinin yayılmacı,
irrendentist niteliğine bürünmüş şekli olarak girmiştir. Yunan
milliyetçiliğinin yayılmacı ve dışlayıcı karakteri ise zaman
içinde, kendi karşıtını yaratacak ve hedefleri, yönelimleri,
niteliği farklı bir Türk Milliyetçiliğinin gelişimine zemin
hazırlamıştır.
Balkan Savaşı
sırasında ve sonrasında ise ENOSİSÇİ Ortodoks Rumlarıyla
Enosis karşıtı Müslüman Türkler arasında yaşanan çatışmalar
(1912 Limasol ve Hamitköy olayları) toplumlar arası etnik
farklılaşmanın belirginleşmeye başladığına işaret etmektedir.
(Fedai 1987)
Tüm bu
gelişmeler olurken Büyük Britanya'nın adayı 5 Kasım 1914'te
1878 Osmanlı-İngiliz Antlaşmasına aykırı olarak tek yanlı bir
kararla ilhak etmesi, Ekim 1915'te ise Yunanistan'a kendi
yanında savaşa girmesi karşılığında Kıbrıs'ı vermeyi
önermesidir.
1914 yılında
İngiltere'nin adayı tek taraflı ilhakı 1915 yılında
Yunanistan'a İngiltere'nin götürdüğü Enosis teklifi ve 1919
yılının başlarında Rum toplumunun yoğunlaştırdığı Enosis
propagandası sonucu, Kıbrıs Türk aydınları 1918'de Meclis-i
Milli diye adlandırılan bir kongre düzenleyerek Enosis'e karşı
"Redd-i İlhak" kararı almışlardır. (Fedai 1985: İsmail ve
Birinci 1987).
Bu çerçeve
içerisinde 1571 yılından itibaren bir Osmanlı toprağı olan
Kıbrıs'a girişi ve Osmanlı-Türk toplumunun bir uzantısı olan
Kıbrıslı Türkler de etkilenmiştir. Kıbrıslı Rumların
milliyetçilik akımları ile tanışmalarından çok sonra olmuştur.
Ancak Türkiye'den uzaklığı ölçüsünde idealist ve coşkusal Türk
Milliyetçiliğinin, Kemalist semboller yanında Pan-Türkist
söylemleri de kullanıldığı düşüncelerle Kemalizm'i
harmanladığı vurgulanmalıdır. Örneğin Kıbrıs'ta Bozkurt,
Ergenekon, Kızıl Elma gibi benzeri simgeler Ülkücülük,
Türkçülük gibi kavramlar Türkiye'den farklı olarak
Pan-Türkizm'i değil, Kemalist İdeolojiyi ifade etmektedir.
Atatürk
Milliyetçiliği yönünde tercih yapan Kıbrıslı Türklerin, aynı
zamanda Pan-Türkist simgelerle kavramları kullanması
Kemalizm'in, Kıbrıs'ın kendine özgü şartlarında uğradığı
değişiklikle açıklanabilir.
(1)Meltem Onurkan Samani - Kıbrıs Türk
Milliyetçiliği Kitabından özetle.
(2) Genelkurmay
Başkanlığı ATATÜRKÇÜLÜK, 3. Kitap Ankara 1983 s
28-29.