Sitemiz en iyi 1024*768 çözünürlükte izlenebilir.



















































Felsefe Sözlüğü

"DESTİN"
ALINYAZISI

      *Dün olmuş birşeyin olmamış olması, bugün olanın olmaması nasıl çelişikse, olması gereken bir şeyin olmamasının gerekebilmesi de öyle çelişiktir...Bende zorunlu olarak bunları yazmak ihtirası var; sende de beni suçlu çıkarmak ihtirası, ikimizde aynı derecede budalayız, ikimizde alınyazısının oyuncağıyız. Senin tabiatın kötülük etmek, benimkide hakikatı sevmek, sen istesen de istemesen de onu herkese yaymak ...
... İyi ama, hürlük ne olacak diye soruyorsunuz. Doğrusu ne demek istediğinizi anlamıyorum.Sözünü ettiğiniz o hürlük nedir, bilmiyorum; onun özü hakkında o kadar zamandır çekişip duruyorsunuzki sizinde ne olduğunu bilmediğiniz muhakkak. Hürlüğün ne olduğunu benimle beraber, sakin sakin incelemek ister, daha doğru inceleyebilirsiniz. O halde ( L ) harfine geçelim.

" " "

"LETTRES GENS DE LETTRES OU LETTRES"
EDEBİYAT,EDEBİYATÇILAR YAHUT EDİPLER

       *Dünyanın dört bucağına yayılmış az sayıda düşünen varlıklara ençok hizmet edenler, bir köşeye çekilmiş edipler; odalarına kapanmış, ne üniversite sıralarında fikir yürüten, nede akademilerde her şeyi yarım yamalak söyleyen hakiki bilginlerdir; böyleleride, hemen hemen hepsi,tazyıka uğramış, zulüm görmüşlerdir. Aşağılık soyumuz öyle yaratılmışki şose üzerinde yürüyenler yeni bir yol gösterenleri taşa tutarlar.
      Bir burjuva küçük bir vazife satın alır, bütün meslek arkadaşları onu korurlar, bir haksızlığa uğrasa, hemen kendisini müdafaa edecek kimseler bulur. Edebiyatçıya kimse yardım etmez; o uçarbalıklara benzer. Biraz havalansa, kuşlar parçalar; suya dalsa balıklar yer.
Her devlet adamı insanların kötülüğüne haraç verir; ama hiç olmazsa bunun karşılığında para alır, şan ve şeref sahibi olur. EDEBİYATÇI aynı haracı karşılığında hiç bir şey almadan verir, o sırf zevki için o kanlı oyun meydanına çıkmış, kendi kendisini o azılıların önüne atmıştır.


" " "

"TOLERANCE"
HOŞGÖRÜ

       *Nedir hoşgörü denen şey? İnsanlığın en güzel tarafı. Hepimiz zaaflarıyla, yanılmalarla yoğrulmuşuz. Birbirimizin budalalıklarını karşılıklı olarak hoşgörelim. Tabiatın ilk kanunu budur.
Kostantin işe ilk önce bütün dinlere müsaade eden bir fermanla başladı. Zulüme, tazyikle bitirdi. Ondan önce Hırıstiyanlara karşı, sırf devlet içinde bir parti kurmaya başladıkları için, cephe alınmıştı. Romalılar, pek hor gördükleri Yahudilerin, Mısırlıların ibadetine varıncaya kadar her türlü ibadete müsaade ediyorlardı. Roma bu ibadetleri acaba neden hoşgörü ile karşılıyordu? Çünkü ne Mısırlılar ne de Yahudiler imparatorluğun eski dinini ortadan kaldırmaya uğraşmıyorlar, herkesi kendi dinlerine çevirmek için karaları, denizleri dolaşıp durmuyorlardı; onların bütün düşünceleri para kazanmaktan ibaretti. Ama şüphe yok ki Hırıstiyanlar, kendi dinlerinin hakim olmasını istiyorlardı.
Yahudiler İuppiter heykelinin Kudüs'te bulunmasını istemiyorlardı ancak Hırıstiyanlar da Capitole'de (Roma'da baştanrı İuppiter'e tahsis edilen büyük tapınak ) bulunmasını istemiyorlardı. Veli Thomas, Hırıstiyanların bu işi sırf kendi iktidarları içinde olmadığı için, imparatorları tahtından indirmediklerini itiraf edecek kadar iyi niyet gösteriyor, onların kanaatince bütün Dünya Hırıstiyan olmalıydı. Şu halde Hırıstiyanlığı kabul edinceye kadar bütün Dünyanın zorunlu olarak düşmanıydılar.
      Kendi aralarında da münakaşa ettikleri her din meselesinde birbirlerinin düşmanıydılar. İsa-Mesih'e her şeyden önce Tanrı gözüyle bakmadılar, bunu inkâr edenler Ebionite ( Rivayete göre EBİON adında birinin kurduğu bir tarikata mensup olanlar. Bu kelime İbranicede FAKİR mânasına gelmektedir.) adiyle aforoz ediliyor, onlar da İsa'ya tapanları afaroz ediyorlardı.
      Her ne kadar Hırıstiyanlar, şimdiye kadar Dünyanın en az hoşgörüsü olan insanları idilerse de bütün dinler içinde ençok hoşgörü telkin etmesi gereken din, yine de hiç şüphesiz Hırıstiyan dinidir.
      İster odasında soğukkanlılıkla derin düşüncelere dalanlardan, ister dostlarıyla beraber sakin sakin hakikati inceleyenlerden olsun, bu gerçeği kabul etmeyen kimse yoktur. O halde kendi aralarında iken hoşgörüyü iyiliği, doğruluğu kabul eden aynı adamlar kalabalığın önünde aynı erdemlere karşı neden ayaklanıyorlar? Neden mi? Neden olacak onların tanrısı menfaatleridir, taptıkları canavara her şeyi feda ederler de ondan.
      Din bahsinde birbirini tutar düşüncelerle muhakeme yürütmeye izin verilseydi, şüphe yok ki,Yahudi olmamız gerekirdi. Öyle ya, madem ki kurtarıcımız İsa-Mesih Yahudi doğmuş, Yahudi olarak yaşamış, yahudi olarakta ölmüş, bilhassa Yahudi dinine bağlı kaldığını, o dinin gereklerini yerine getirdiğini söylemiştir, biz hepimiz de Yahudi olmalıydık. Ama birbirimizi karşılıklı olarak hoş görmemiz gerektiği daha çok şüphe götürmez, çünkü hepimiz zayıf, bir dediği bir dediğini tutmaz kararsızlığa, yanılmaya, mahkum varlıklarız.
      Rüzgârın çamura batırdığı bir kamış, yanıbaşında başka istikamete yatmış olan komşu kamışa hiç kalkar da " SEFİL SENDE BENİM GİBİ SÜRÜN, YOKSA ARZUHAL ÜSTÜNE ARZUHAL SUNAR, SENİ KOPARTIP YAKTIRIRIM " der mi?
      Yüzyıllardan beri sürüp giden bu anlaşmazlık birbirimizin yanılmalarını karşılıklı olarak affetmek gerektiğini apaçık gösteren bir ibret dersidir. Anlaşmazlık insanoğlunun en büyük felâketidir, tek davasıda hoşgörüdür.

*[François Marie AROUET (Voltaire) Felsefe sözlüğü Cilt.1.2.3.] T.C.Maarif Vekâkelet'i ( Dünya Klâsikleri 1943 ).