Sitemiz en iyi 1024*768 çözünürlükte izlenebilir.






























































































































































 

 

 

 




Açıklamalı Atasözleri

Atasözleri, bir kavramı, bir düşünceyi, bir olay ya da olguyu az sözle ve daha etkili anlatma yoludur.

A
Ağaca balta vurmuşlar, "Sapı bedenimden" demiş. (Kartala bir ok değmiş, yine kendi yeleğinden): İnsanın yaşamda karşılaştığı kötülüklerin, zararların en etkilisi genellikle yakınlarından gelir.

Ağaç yaprağıyla gürler: Bir kişi, bir başına büyük ve önemli işlerin üstesinden gelemez. Böyle işleri ancak yakınları ve yardımcılarıyla gerçekleştirebilir. Yakınları ve yardımcıları olmayan bir kişinin gücü de sınırlı kalır.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az:   Söylediğimiz bir sözün anlaşılması, sözün açık ve kapalı olmasına değil, dinleyenin anlama gücüne bağlıdır. Anlayışlı olan, biz kapalıda konuşsak ne demek istediğimizi kolayca anlar. Anlayışsız biri de ne denli açık söylemiş olursak olalım, yine anlamaz.

Ata eyer gerek, eyere er gerek:  Bir iş ya da kuruluşta verimli iş üretmenin koşulları vardır. Önce gerekli olan bu koşullar, yani araç ve gereçleri sağlamalı, sonra da bunları yetenekli bir yöneticiye teslim etmeliyiz. Böyle yaptık mı o işten iyi sonuç alırız.

Az kaz, uz kaz, boyunca kaz: Başkası için kötülük plânı hazırlayanların bir gün gelip hazırladıkları bu ağır ve kötü tuzaklara kendilerinin de düşebileceğini düşünmeleri gerekir.

B

Bal bal demekle ağız tatlı olmaz: İnsan gerçekçi olmalı. Güzel sözlerle, düş kurmakla, güzel sonuç elde edilemez. Önemli olan, o sonuçla ilgili güzel sözler söylemek, düşler kurmak değil, gerekli girişimleri yapmaktır.

Bey ardından çomak çalan çok olur:
Güçlü kişilerle yüz yüze geldiklerinde onlara karşı bir şey söyleyemeyenler, onlar gittikten sonra ardlarından sert, kötü ve kırıcı şeyler söylerler. Bunu öğrenen güçlü kimsenin de bir tepki göstermemesi gerekir. Güçsüzlerin güçlüler ardından konuşması doğal bir olgu gibidir.

Bin tasa bir borç ödemez:
Kişi üzülmekle borcun ağırlığından ve sıkıntısından kendini kurtarmış olamaz. Bunun tek bir yolu vardır: Çalışıp ödemek.


Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır:
En küçük şeyler bile büyük sonuçlar doğurabilir. Bu yönden herhangi bir durum, bir olay, bir nesne küçüktür önemsizdir diye ele alınmamazlık edilmemeli. Ne denli küçük olursa olsun yanlış ya da doğru bir davranış da çok büyük, çok önemli sonuçlar yaratabilir. Sözgelimi, önemsemediğimiz küçük bir sivilce koskoca bir doğmasına yol açabilir.

Bir tepe yıkılır, bir dere dolar:
Var olan hiçbir şey yok olmaz. Ancak biçim ve el değiştirir. Sözgelimi, iş yaşamında birinin yitirdiği parayı, bir başkası kazanır. Bunun gibi, toplumda biri varsıllaşırken, bir
varsıl da yoksullaşır.

C - Ç

Çam sakızı çoban armağanı. ( Çoban armağanı çam sakızı.): Varlıklı olmayan kimseler de kendi durumlarına göre armağan sunabilirler.

D

Denizdeki balığın pazarlığı olmaz: Daha gerçekleşmemiş olan, tasarı durumunda bulunan bir durum üzerine kesin düşünceler öne sürmek doğru değildir.

Dikensiz gül olmaz:
Her güzel şeyin hoşa gitmeyen bir yanı vardır. Öte yandan güzel bir şey elde etmek için yorulup sıkıntı çekmek gerekir.

E

Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını: Bir işten verimli ve sağlıklı sonuç almak istiyorsak onu sağlam temele yaslandırmalıyız. Sözgelimi, nitelikli tohumdan nitelikli ve bol ürün alınır, niteliksiz tohumdansa ne kadar çok ekilirse ekilsin verimi sınırlı olur. Aynı biçimde nitelikli gereçten nitelikli nesne yapılır. Bunun gibi, işçi nitelikli oldu mu yaptığı iş de nitelikli olur.

G

Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz: Hiç kimsenin gönlünü kırmamak gerekir. Bir kez bir dost ya da yakınımızın gönlünü kırdık mı kolay kolay bizi bağışlamaz. Çünkü, gönül kırgınlığı kolayca geçmez.

H

Herkesin yorulduğu yere han yapılmaz: Oturmuş bir düzende, herkesin uymak zorunda olduğu belli kurallar, belli yöntemler vardır. Kişisel isteklere göre bu kural ve yöntemler değiştirilmez.

Her kimin bağı var, yüreğinde dağı var:
Herkesin imrendiği bir şeye sahip olanlar, o şeyi zarardan korumak için sürekli üzüntü ve kaygı içinde bulunurlar.

I - İ

Ismarlama hac hac olmaz: Her halde sizin yapmanız gereken bir işi başkasına yaptırmakla görevinizi gereği gibi yerine getirmiş olmazsınız. Çünkü başkası o işi sizin kadar özen göstererek yapmaz.

İki aslan bir posta sığmaz: Bir ülke ya da toplumun yönetimi iki başlı olamaz. İki başlı olunca aralarında geçimsizlik çıkar, birbirlerine düşerler; sonunda birinden biri ötekini ortadan kaldırır.

İki el bir baş içindir:
Tanrı insana güç vermiştir. Kişi onurlu bir yaşam sürdürmek için çalışmalı, gücünü geçimini sağlayacak yolda kullanmalıdır.

K

Katıra, "Baban kim?" demişler, "dayım at" demiş: Kendi durumundan utanan, aşağılık duygusu içinde bulunan kişi, kendi kusurlarını gizliyerek ünlü bir yakınıyla övünür. (Kel kız, teyzesinin saçıyla övünür)

Kabahat samur kürk olsa kimse üstüne almaz: Suç, toplumun kötü bulduğu, kınadığı bir eylemdir. Onun için bu konuda az çok kabahatli sayılabilenler şöyle dursun, iyice kabahatli olanlar bile suçlunun kendileri olduğunu kabul etmeye yanaşmazlar.

Kaya uçmazsa dere dolmaz:
Giderilecek ya da kapatılacak eksiklik ne denli büyükse, o denli de fedakârlık gerekir.

Kork aprilin beşinden, öküzü ayırır eşinden:
 Eskiden beri görülüyor ki, bugün 18 Nisan dediğimiz, eskiden april beş denen günde büyük fırtınalar olur, hava korkunç biçimde bozar. O gün öylesine yağmur yağar ki, çift süren öküzü ötekinden ayırıp sürükleyen seller gider.

M

Minareyi yaptırmayan yerden bitmiş sanır: Bir işin nasıl gerçekleştiğini bilenler, o işi yapmış ya da yaptırmasını sağlamış olanlardır. Böyle olmayan ya da önemli bir iş başarmamış olanlar, meydana gelen önemli işi sanki kendiliğinden olmuş sanırlar.

O - Ö

Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz: Durumlar ve olaylar için yaşamın akışı içinde hemen yargıya varmak doğru değildir. Çünkü gerçekleşme olasılığı yok sandığımız şeyler için peşin yargı ile << olmaz olmaz >> deriz. Bu doğru değildir. Dünyada olmayacak şey yoktur da ondan.

Olsa ile bulsayı ekmişler, yel ile hiç bitmiş:
<<Şöyle olsa böyle olurdu...>> gibi sözler, sonuç vermeyen boş dilek ve düşlerdir. Olayları ve durumları değerlendirmede, istenen amaca ulaşmada bu türden sözlerin hiçbir yararı olmaz. Kişi, gerçekçi olmalı, nedenleri ve sonuçları birlikte görmeli.


P

Paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak: Para bir iş gerçekleştirmek içindir. Durduğu yerde hiç bir işe yaramaz. Oysa onunla bir iş yaparsak değerlenmiş olur. Bu nedenle yapılması gereken bir iş için para harcamaktan kaçınmamalıyız, biriktirme amacımızda bunun için değil mi? Öyleyse gerekli bir işi bitirme uğruna para harcamalıyız, yeter ki harcama amacına ulaşsın, işimiz bitsin.

R

Ramazanda oruç yiyenin bayramda yüzü kara olur. [Arife günü (Ramazanda) oruç yiyenin bayram günü yüzü kara olur: Küçük bir özveride bulunmayıp herkese yalan söyleyen, yapmadığı bir ödevi gizlemeye çalışan bir kimsenin çok geçmeden yalanı ortaya çıkar. Böylece çevresindekilerin yüzüne bakamayacak bir duruma düşer.]

S - Ş

Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas: Kişi sabredince olağan üstü güzellikte ve çok yararlı sonuçlara ulaşabilir. Örneğin, koruk ekşi bir nesnedir, zamanla tatlılaşır, üzüm olur, üzümden pekmez, pekmezden de helva olur. Sabreden kişi böylece ekşi koruktan helvayı elde etmiş olur. Bunun gibi dut yaprağı yiyen bir böcek de yediğini ipeğe dönüştürerek salgılar. İpekten de atlas dokutabilir sabretmesini bilen kişi.

Sakınılan göze çöp batar:
Aman bir ziyan gelir, bir yerine bir şey olur, diye özenle koruduğumuz şey, bakarsınız ki bir şeyden zarar görmüştür.

Soran yanılmamış:
Öğrenmenin ve bilmenin bir yolu da sormaktır. Sözgelimi, yapacağımız işi iyi bilmiyorsak iyi bilen birinden sormalıyız. Sormadan yapmaya kalkarsak yanlış yaparız. Oysa bir bilenden sorduk mu yanılgıya düşmeyiz.

Söyleyenden dinleyen arif gerek:
Söyleyen, bir konuyu üstü kapalı olarak ya da dolaylı bir biçimde anlatmışsa, dinleyen açıklama istememeli, biraz düşünsel çaba göstererek söyleyenin ne demek istediğini anlamalıdır.

Söz ağızdan çıkar:
Erdemli ve mert kişi, ağzından çıkan söze bağlı kalır, onun gereğini yerine getirir, sözünde durur.

Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir:
Sözün üzerimizde hem olumlu hem de olumsuz etkileri olabilir. İyi hazırlanmış söz, olumlu etki yapar; bir işin güzel bir yönde biçimlendirilmesini sağlar. Öte yandan düşünülmeden, akılsızca ortaya atılan söz de tepki uyandırır; işlerin olumsuz yönde bir akış almasına yol açar. Belki de söyleyenin başını yer, hayatına mal olur.


T

Taş düştüğü yerde ağırdır: Değerimizi kanıtlamamız bir çevrede uzun süre kalmamıza bağlıdır. Bunun için önemsiz nedenlerle yer ve iş değiştirmemeliyiz. Çünkü, bulunduğumuz yerde tanınmış, kendimize bir çevre edinmişizdir. Bunun gibi alıştığımız işimizde vardır. Oysa gideceğimiz yerde bunları kolay kolay sağlayamayız.

Y

Yalancı kim? İşittiğini söyleyen: Yalan, doğrulanmayan, gerçek dışı sözlerdir. Kişi bir sözü duyduğu zaman, doğrumu değil mi? diye düşünmeli, doğrulayamadığı sözleri başkalarına söylemekten çekinmelidir. Söylerse bunun kendisinin uydurdu sanılır ve yalan söylediği kanısına varılır.

Yerin kulağı var:
Bir haberi ya da sözü, bir durumu gizli tutmak çok güçtür. Gizli bir yerde konuşulan gizli şeyler bile kısa süre içinde duyulup yayılır.

Z

Zahmetsiz rahmet olmaz: Sıkıntı çekilmeden, güçlüklerle uğraşıp didişmeden mutlu ve güzel sonuçlara ulaşılamaz.